16
Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez.
Adaletin olmadığı yerde ahlaktan bahsedilemez.
3 Temmuzdan itibaren Türk Futbolunun içinde bulunduğu kaosu futbol severler olarak yakından takip etmekteyiz. Bu süreç, bu ülkenin görmeye pek alışık olmadığı bir durum olduğu için sürecin başlarında verilebilecek cezalar hakkında bile yeterli bilgiye sahip değildik. Süreç zarfında büyük bir meraka beklenen iddianamenin açıklanmasından sonra bazı gerçekler, su üstüne bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmıştır.
İddianame açıklanmadan önce Türk Futbolunda söz sahibi olan insanların, iddianameyi bekleme isteği ve verilecek cezaların bu süreç sonucuna bırakılması isteğine mantıklı ve sağ duyu ile yaklaşıldı. Basına çarşaf çarşaf yansıyan bu satırlarda ülkemiz futbolu için utanç duyulabilecek öğeler yer almaktadır. Mevcut durumun bu kadar net bir biçimde ortada olmasına rağmen, ülke futbolunda söz sahibi olan kişilerin buna kılıf uydurarak, olayları geçiştirmeye çalışması hayretle izlenmektedir.
Kamuoyunun nezdinde Türk Futbolunu yönetenler, yayıncı kuruluş ve marka değeri öğelerini ön plana iterek olayı ”hafif” cezalar ile geçiştirmeye çalışıyor imajını vermişlerdir. Yasalarda mevcut olayların hangi cezalar ile cezalandırılması gerektiği açıkça ortaya konulmasına rağmen, futbolumuzu yönetenler büyük bir akıl tutulması ile bu ceza maddelerini görmezden gelmeye, çiğnemeye çalışmaktadır. Avrupa ve Dünya kamuoyuna verilen bu çirkin görüntü ülkemiz ve ulusal adaletimiz için iyi bir imaj olmamaktadır.
Konuyla alakalı olarak defalarca açıklama yapan, baş müfettişini ülkemize gönderen UEFA ise kendi ceza normlarının uygulanmaması halinde gereğini yapacağını defalarca belirtmiştir. UEFA’nın gereği olarak kast ettiği, vereceği cezanın ülke futboluna olmasıdır. UEFA’nın konu hakkında açıklamalarının çok net olmasına rağmen, ülkemizdeki durumu net olarak gözlemlediği bu kadar net ortada iken, aynı durumlarda bundan önce verdiği cezalar belli iken, hala bu akıl tutulması ve aymazlık içerisinde kapalı kapılar arkasında yapılan çirkin pazarlıklar ülkemize yakışmamaktadır.
Gündeme bazı kesimler tarafından sıklıkla getirilen ”bir kerelik af”, ”puan silme” gibi konuya göre son derece hafif kaçacak cezaların sonucu UEFA’nın bize vereceği daha büyük cezalardır. Ayrıca toplum nezdinde ”şike” suçunun işlendiği bu kadar kanıksanmışken ortaya konulan bu kurtarma operasyonu adalete olan güveni derinden sarsacaktır. Marka değerinin bahane edilerek olayın bugünlere kadar ertelendiğini göz önüne alırsak, bugüne kadar verilmesi gereken cezaların ertelenmesinin bu marka değerine ne büyük zararlar verdiğini boş statlardan ve yayıncı kuruluşa olan ilgi azalmasından net olarak görülebilir.
Türk Futbolunun isminin dünya spor kamuoyunda kanun normlarının hiçe sayıldığı bir ülke olarak anılmasını hiç birimiz istemeyiz.
Unutulmamalıdır ki adalet kamu vicdanını tatmin etmediği zaman kişilerin sisteme inançları giderek azalır. Bu bağlamda verilecek cezalar konusunda ”özerk” olan TFF’yi bir an önce UEFA ceza normlarına göre karar almaya davet ediyoruz.
1
Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Galatasaray Taraftarı
Yıllardır peşinden çocuksu bir heyecanla koştuğumuz futbol topunun masumiyetini yitirerek kirlendiğini üzülerek kabul etmek zorundayız. Gönül verdikleri renkler ne olursa olsun, pek çok sporseverin de bu hayal kırıklığını paylaştığına eminiz.
Futbolda organizasyon deyince 3-5-2 / 4-3-3 gibi saha içi dizilişleri hatırlayan sıradan insanların; futbol üzerinden haksız menfaat elde etmek için şike, teşvik primi, tehdit, baskı gibi sporun ruhuna tamamen aykırı araçları defalarca kullanmış organize suç şebekelerini ve çeteci zihniyeti hâlâ savunanları anlayış ve olgunlukla karşılaması da beklenmemelidir.
Yemyeşil bir sahada, tertemiz bir topun yuvarlanması sonucu futbolun adaletinin 90 dakikaya sığdığına inananlar, savcılık makamının iddianamesini hazırladığı süreçte hiç olmazsa futbolu yönetme iddiasında olanlardan soğukkanlı ve adil bir çözüm beklediler.
Görünen o ki, gölgede kalmış ilişkilerden, kirli ezberlerden, kökleşmiş önyargılardan kurtulamayanların böyle bir niyeti hiç olmamış.
Özellikle Galatasaray Spor Kulübü’nün Fair Play ve spor hukuku dersi niteliği taşıyan onca sağduyulu açıklama ve uyarısına rağmen, varlık nedenini unutmuş görünen Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun sorumluluktan kaçarak, ülke futbolunu bu hale getiren “olağan şüphelilere” suçun tanımını ve cezai karşılığını soracak olması da nesiller boyu anlatılacak son kara mizah olarak örneği olarak hafızalara yerleşmiştir.
Dillerinden düşürmedikleri endüstriyel futbol teranesiyle maddi çıkarlarının zedelenmesi riskini öne sürerek futbol topunu kirletmekten çekinmeyenler bilmeli ki, maç bileti-kombine kart-lisanslı ürün-şifreli yayın için dekoder satın alarak futbol ekonomisini yaratan ve büyütenlerle, kolayca kandırabileceklerini zannettikleri futbolseverler aynı insanlardır.
Sesiyle, nefesiyle, alın teriyle, emeğiyle, helal kazancıyla gönül verdiği kulüpleri destekleyen ve ayakta tutan taraftarlardır, aptal yerine konmak istenen insanlar!
Biz insanları heyecanlandıran ve mutlu eden basit bir oyuna, bunca pisliği bulaştırmış olanlardan hesap sorulmama ihtimalini, birilerinin kulağının üzerine yatarak üç maymunu oynamasını kabul edemeyiz.
Ve buradan, futbolun tüm aktörlerine bir kez daha sesleniyoruz;
Hukukun üstünlüğüne mazeret bulmayın, minareyi çalanlara kılıf aramayın. Futbol oyununu koruyun. Çıkar hesapları içinde bir gün öyle, bir gün böyle konuşarak artık kendinizi küçük düşürmeyin. Futbolu temizleyin ama önce siz temizlenin.
Bunu yapamıyorsanız, niyetiniz ve cesaretiniz yoksa, biz de yokuz! Bunu yapamazsanız, işte o zaman dilinizden düşürmediğiniz “marka değeri”nin nasıl yerle bir olduğunu göreceksiniz… Ne kadar üflerseniz üfleyin, için için yanan bu ateşin sönmeyeceğini ve önlem alınmazsa elinizdeki pis kokan küllerin para etmeyeceğini de göreceksiniz.
Avrupa’ya hatta dünyaya meydan okuyan futbol takımları hayal eden bizlerin, UEFA ve FIFA tarafından “şikeci ülke” olarak damgalanması ve uluslararası rekabetten yıllarca dışlanması an meselesi olan Türkiye’nin içinde bulunduğu berbat açmaza duyarsız kalması beklenemez. Güzel ve yalnız ülkemize, en azından uluslararası spor arenasında hakkıyla sahip çıkması gereken herkesi de göreve çağırıyoruz.
Büyük Galatasaraylı Tevfik Fikret’in “Hak bildiğin yolda, yalnız da olsan yürüyeceksin” sözünü hiç aklımızdan çıkarmadan, yalnız çıktığımız bu yolda bizlerle birlikte yürüyeceğinize inanıyoruz.
Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür Galatasaray Taraftarları
“Galatasaray Sözlük ve Galatasaray Basket internet sitelerinin aracılığıyla. “
28
Kişiye Özel Yasa
Kişiye Özel Yasa
Bir grup Galatasaray Taraftarı olarak Siyah Forma hareketini Türk Futbolunda yaşanan çirkin olaylar sonucunda kurmuştuk.Bu oluşumun gerçek amacı olaylara tarafında olduğumuz renklerden değil objektif bakmaktı. 3 Temmuzda başlayan ve Türk Futbolunu derinden sarsan şike olaylarında medyanın başta olmak üzere, bu olaya bakışı rantlarının bozulmaması üzerineydi. Bu bağlamda Siyah Forma hareketi bu bakış açısını eleştirmiş ve önceliğin Türk Futbolu olduğunu defalarca vurgulamıştı.
Geçtiğimiz günlerde Meclise gelen yasa tasarısı ile Türk Futbolunu yöneten isimlerin bir kez daha Türk Futbolunu ileri götürmek gibi bir çaba içerisinde olmadığı net bir biçimde görüldü. Halen yürürlükteki yasanın çıktığı günlerde bu yasanın Türk Futbolu için milat olduğunu söyleyenler bugün Ankara’da siyasilerin kapılarında yatıp bu yasanın ağır olduğundan bahsetmektedirler. Mevcut yasa Futbol müsabakalarında ”ŞİKE” yapanlara ağır cezalar içermektedir. Yani şike yapanlara yönelik cezalar bunlar. Madem geçmişiniz lekesiz ve bu olanların bir hata olduğuna inanıyorsunuz bu acele ve yasa değişikliği baskısı nedendir ? Değişecek yasa ile birilerini kurtarma telaşınız Türk Futbolundan daha mı önemlidir. Dünya kamuoyunun yakından takip ettiği ve daha da yakinen takip edeceği belli olan bir davada kişiye özel yasa değişikliği ülkemizin prestiji açısından kötü bir hamle değil midir ? Bu yasa değişikliği ülke sınırları içerisinde hiç kuşkusuz ki bu davadan yargılanacak olanlara büyük kolaylıklar gösterecektir. Peki UEFA nezdinde bu yapılan uygulama ile güvenilirliğimiz ve itibarımızın ne kadar sarsılacağının farkında değil miyiz ?
Unutmamak lazım ki mevcut soruşturma sadece bu işin içinde olanları değili futbola gönül vermiş milyonları etkilemektedir. Soruşturmanın akıbetini etkileyen her olay insanları futboldan biraz daha soğutmaktadır. Bu sezon başından beri statlarımızın durumu ve lig heyecanının bir türlü istenilen seviyeye çıkmaması, bu soruşturmanın hasır altı edileceği duygusur. Yasalar önünde herkesin eşit olduğu ilkesine inanmak istiyoruz ve kişiye özel yasa tasarısının Türk Futbolu için büyük bir leke olacağını düşünüyoruz.
15
Federasyonun Futbolumuza Hediyesi
TÜRK FUTBOL KAMUOYUNA ;
TFF 15 ağustos 2011 tarihinde alamadığı kararları bir basın toplantısı ile kamuoyuna duyurdu. Basın toplantısında beklenildiği üzere Federasyon olaylara yok hükmünde görmeye devam ederek mevcut durumu korumayı tercih etmiştir.
Gelinen bu noktada TFF tam bir aymazlık ve sorumsuzluk örneği göstermektedir. TFF Başkanı olan şahsın özel hayatında tarafında olduğu camiayı korumak adına yaptığı ya da yapamadığı eylemler Türk futbolunun temeline dinamit koymaktadır. Sezon ortasında alınmak zorunda kalınacak kararlar ülkeyi daha büyük kargaşaya sürükleyecektir.
Futbolun en büyük patronu olan UEFA’nın bu konudaki hassasiyetinin hala bazı yerlere yaranma pahasına göz ardı edilmesi, sadece bu takımlar için değil, Türk futbolu için de çok tehlikeli bir yaklaşımdır.
Şaibeli sezondan hak edilen ödüllerin bu noktada malum kulüplere ödenmesi başka bir skandaldır. Sezon içerisinde alınmak zorunda kalınacak kararda bu konudan dolayı, mağdur olan kulüplerin hakkının yenmesinin, toplum infialine nasıl göğüs gerileceği büyük bir muammadır. Karar dahi alamayan bu federasyonun bu tarz sert baskılarla başa çıkacağını düşünmek hayalcilikten başka bir şey değildir.
Bu noktadan sonra verilemeyen adalet kararların, insanların üzerlerinde adaletin tecelli etmediği fikrini oluşturacak ve kamuoyunu infiale sürükleyecektir. TFF olarak; adı geçen takımların aralarına giren husumet sonucu, oynanacak maçlarda ki güvenliği nasıl sağlayacağı büyük merak konusudur.
TFF 15 ağustos tarihinde alamadığı kararların yanı sıra soruşturmada ismi geçen bütün isimleri PFDK’ya sevk etmiştir. Bu bağlamda savunmalarını almadan kulüplere ceza veremeyiz diyen TFF başkanı, acaba savunmaların alınamayacağının bilinmesine rağmen bu isimleri neden PDFK’ya sevk etmiştir. Alabildiği tek karar dostlar alışverişte görsün tarzı bir karardır. Spor kamuoyu bu tarz kararların altında yatan küçük kurnazlıkları anlayamayacak kadar saf mıdır?
Verilemeyen kararlardan sonra önümüzdeki sezon şike soruşturması kapsamında, adı geçen takımlardan birinin son 5 hafta oynanan herhangi bir maçında, bu takımların lehine olacak bir oyuncu ve ya hakem hatası hangimizin gözüne masum gelecektir.
Bu olayların varacağı ve bu federasyonun alacağı kararı önceden görüp ‘’Bu ateş üfleyerek sönmez.’’ beyanatı veren Başkanımızı PFDK ile tehdit eden ‘’cesur’’ TFF Başkanı maalesef ki bu olaylar karşısında aynı direnci gösterememiştir.
Siyah forma hareketinin başlama sebebinin ne kadar anlamlı olduğu bugün tekrar ortaya çıkmıştır. Federasyonun alamadığı kararlar ve yapanın yanına kar kaldığı çirkinlikler neticesi, Galatasaray taraftarları olarak parçalı formalarımızı duvara asmaya ve bu çirkinlikler Türk futbolundan temizlenene kadar siyah formalarımızı giymeye devam edeceğiz.
Sonucu masa başında çirkin pazarlıklarla belli olmuş bir lig istemiyor ve Türkiye Futbol Federasyonu’nu istifaya davet ediyoruz.
5
Bizim İçin Zamanaşımı 106 Yıldır
Beklenen oldu.
Futbolda şike soruşturması kapsamında başlayan operasyon sonucu başarıya ulaşmak için her yolu mubah sanan camianın ilk günden beri sürdürdüğü lobi faaliyetleri bugün neticesini vermeye başladı. Yönetim kurulumuzun en yetkili ağızlarından gerek resmi sitemizde gerek kameralar önünde olayın kulüp içi bir mesela olduğu anlatılmasına rağmen ‘’Kişi karşısındakini kendi gibi görür’’ söylemini haklı çıkarırcasına bu açıklamalar yok sayılarak olmayan deliller üzerinden Galatasaray bu olayın içine çekilmeye çalışıyor. Daha da komik olanı olay daha dün gerçekleşmesine rağmen işin hemen tüm takımları aklama boyutuna geçiliyor ve “Madem Galatasaray da bu işin içinde, o zaman genel af” söylemleri o dürüstlük timsali insanların ağzına bir anda pelesenk oluyor.
Bu olaylar sırasında ülkemizde futbolun (ne yazık ki) şu an patronluğunu yürüten kişi, olaylar ilk vuku bulduğunda “Belgeleri görmeden bir şey yapamam”, “Mali dengeler göz önünde bulundurulmalı”,”Kişiler ve kurumlar birbirinden ayrılmalıdır” tarzında açıklamalar yapmıştır. Dün cereyan eden olaydan sonra kendisinden beklenmeyen şahin bir tavır ve fütursuzluk örneği göstererek ‘’Gerekirse kupayı ellerinden alırız’’ açıklamasını yapmakta bir sakınca görmemiştir. Kendilerine ulaşan 26 klasör belgeyi kozmik odada saklarken bile böyle bir açıklama yapmayan bir insanın bir sayfa mektupta bu tavrı göstermesi akıllara başka soruları getirmektedir.
Bu olay vesilesi ile kendimizi bir kez daha anlatmakta fayda görüyoruz. Bizler başkanımız Sayın Ünal Aysal’ın da belirttiği gibi eğer üzerimizde en ufak bir leke varsa temizlenmek için her şeyin yapılması fikrindeyiz. Bizler kesinlikle bir kamuoyu oluşturarak “Herkes yaptı, kabak neden bizim başımıza patladı” gibi söylemlerle bu işlerden sıyrılmak gibi bir düşünce içinde değiliz. Galatasaray bugüne kadar ödemesi gereken bütün bedelleri fazlası ile ödemiştir.
Karşısına aldığı Galatasaray camiasını aptal yerine koymak kimsenin haddi değildir. Bugün medyada yer alan Fenerbahçeli kesimin ısrarla ortaya koyarak bizi de yanlarına çekmeye çalıştığı iddia 2006 senesine aittir. Biz ise 2011 yılındayız. Bu yıllar arasındaki sezonların yok sayılarak bizim ısrarla bu işin içine çekilmemiz manidardır. Yinelemekte fayda görüyoruz, eğer belirtilen sezon ile ilgili tek bir belge dahi varsa yargılanmaktan korkmayız.
Gerekirse Galatasaray’ımızın edindiği tüm şampiyonluklar incelensin araştırılsın. Hatta size ilk belgeyi de biz verelim spor medyası. Araştırmaya yukarıdaki resimden yani ilk şampiyonluğumuzdan başlayın.
4
Anlamayanlar için bir kez daha…
Somut bilgi ve belgelere ulaşmadan, varsayımlarla Galatasaray ismini bu ‘şike soruşturmasına’ karıştırmaya çalışan basın organlarını hayretle takip etmekteyiz. Gün içinde de izlediğimiz yayınlarda, kulübümüzden yapılan açıklamalara rağmen, bazı yayın organlarının aksi yönde yayın yapmalarının hiç bir şekilde basın ve habercilik etiğine yakışmadığı açıktır.
Görünüşe bakılırsa bazı kişi ve kurumlar algıda güçlük çekiyorlar. Öyleyse bir kez daha tekrarlamakta fayda var. 530 yıllık geçmişiyle Galatasaray camiasının bir şekilde bu tip kirli işlere bulaşmış olabileceğini aklımızın ucundan bile geçirmiyoruz.
Kaldı ki bu oluşumun kuruluş amacı Galatasaray’ın bu olaylardan uzak tutulması ya da rakiplerimizin zor durumundan faydalanıp kendimize çıkar sağlamak değildir.Bizler bu oluşumu ortaya koyarken toplumun önemli bir kısmının bu olaylar karşısında takındığı çirkin tutumu da protesto etmek istedik.
Bir kez daha belirtmek isteriz ki; en kısa sürede bu soruşturmanın tamamlanmasını ve gereğinin yapılmasını bekliyoruz.
Ve bu hassas ortamda Türk spor medyasını yaptığı haberlerde daha dikkatli ve özellikle tarafsız olmaya davet ediyoruz.

